Futbolun Yaratıcı Serserileri: Trequartista’lar

10'lar hakkında...

Arjantin’de “Enganche”.

Berzilya’da “Meia-Armador”.

Portekiz’de “Meia-Atacante”.

Ya da tüm dünyanın bildiği adıyla Trequartista’lar.

16 yaşındaki ilk Serie A maçından kariyerinin sonuna kadar geçen sürede bu pozisyonda oynayamadığı için hayıflanan Mancini’nin tanımıyla “Futbol kültürü’ perspektifinden Trequartista, güçlü teknik beceriler ve doğru karakteristik özelliklerle donatılmış yetenekli oyuncudur.”

Aslında karışıklık yaratmadan hepimizin bildiği gibi ofansif orta sahaların “False Nine” denilen sahte dokuz numaraya evrilmeden önceki daha serbest versiyonu. Günümüzdeki  ofansif orta sahaların tembeli, takım savunmasına yardımcı olmayanı, başına buyruk olanı ve bireysel becerilerini bazen takıma zarar verse de kullanmaktan kaçınmayanı…

Oyuncuların yukarıdaki bu özelliklerini sıralayınca kendinize takımınızda neden böyle bir oyuncuyu isteyeceğinize dair sorular sormuş olabilirsiniz. Fakat yine aynı soruları açıklama getirmeye çalışmadan isimler vererek yanıtlayabilirsiniz: Zidane, Rui Costa, Del Piero, Totti, Riquelme hatta her ne kadar şerefine nail olamasak da anlatılanlara göre Zico.

Yukarıda saydığım oyunculardan rastgele birini en üst seviyedeki prime dönemlerinde FM’de istemeyecek bir kişi tanıyor musunuz ?

İşte bu isimler defansif meziyetlerini resmen unutarak tüm konsantrasyonu elit ofansif özelliklerine yoğunlaştırarak takımlarındaki rollerinde yıldızlaştılar.

 

10’ların Geçmişi

Trequartista’ların çıkış noktası Arjantin’dir. 1980’lerin klasik Arjantin 4-3-1-2’sindeki ofansif orta sahalara “Enganche” deniliyordu.  Enganche’nin sözlük anlamı kanca veya bağlantıdır. Burdaki amaç orta sahadaki oyuncuların forvet ile bağlantısını kesen rakibin defansif özellikleri yüksek orta sahalarını yaratıcı, serbestlik ve teknik yeteneklerle vurmak ve çaresiz bırakıp oyundan düşürmek. Bu yaratıcılığı bağlantı veya kanca görevi gören Enganche yapmaktaydı. İşte bu pozisyon böyle doğmuştur.

 

 

Fakat oyun evrildi ve ezeli rakip Brezilya kendini geliştirdi. Kendi Enganche’lerini üretmek isteyen ofansif anlamda adrenalin bağımlısı olan Brezilyalılar, 1982 Dünya Kupası’nda Teknik Direktör Santana’nın 4-2-4’ünde Zico ve Sócrates’i bir çeşit Enganche gibi kullanarak günümüzün Trequartista’larını oluşturmuş oldu.

 

 

10’ların Altın Çağı

Trequartista’ların Altın Çağı diye bir dönemi olduysa bu kesinlikle 90’lardır. Futbolun endüstriyelleşmesinin yeni yeni filizlendiği bu dönemde seyirciler topun ayağına yakıştığı argo tabirle artist oyunculara hayranlık duyuyordu. Salt artistlik değil bu oyun sonuç da veriyordu. 90’lardaki futbol anlayışı ve mentalitesi ofansif anlamda zengindi fakat defansif olarak teknik direktörlerin elinde alan savunması ve sıkı markaj dışında pek opsiyon yoktu. Bu da Trequartista’ların ‘artistlik’ yapmalarına müsaade edip onları izlemekten başka bir seçenek bırakmıyordu. Bu konuda İtalyan futbolunun 90’larda altın çağını yaşamasına sebebiyet veriyordu.

Formül çok basitti:

Bir Treaquartista (Kaka-Del Piero-Totti), Bölgesel Catenaccio (Nesta-Maldini-Cannavaro) ve bir hızlı bir de bitirici santrafor (Shevchenko-Inzaghi-Crespo-Vieri) ile dünyada elit futbolu yönlendirir vaziyete geliyorlardı.

 

10’ların Geleceği

Roberto Mancini, Trequartista’ların teknik kapasitelerini övmekle beraber onların aslında çok basit bir çözümle durdurulabileceklerini öngörüyordu.

KENDİSİNE VERİLEN TREQUARTİSTA’SINA SIKI MARKAJ YAPIP PAS YOLLARINI KAPATAN BİR DEFANSİF ORTA SAHA.

Bu argüman Trequartista’ların evrilmesine neden oldu.

Bunları günümüzde konuşmak çok kolay çünkü sonuçlar gözümüzün önünde fakat Mancini bunu 2001’de yani İtalyan takımları Trequartista’larıyla kupalar kaldırırken söylüyordu. Bu denli cesur bir çıkış yaptığında otoriteler onu eleştirdi.

Fakat gelinen nokta ortada, günümüzde saf Trequartista sayısı iyice azaldı. (Mesut Özil iyi bir örnek olabilir)

Bu oyuncuların günümüzün elit seviyesinde kalmaları adına evrilmelerinden başka çareleri yoktu. Geçmiş dönemlerden farklı olarak salt yeteneğin yanında repertuarlarına farklı meziyetleri de eklemeleri gerekiyordu çünkü futbol artık durağan değildi ve gün geçtikçe hızlanıyordu. Bu meziyetlerin başında ‘sahte dokuz’ dediğimiz gizli forvet tanımı ilk eklenen özellik oldu. Ligimizde Talisca ve Giuliano bu role uygun örneklerdir. Gizli forvet değil de defansif tempo ve hızlı oyun anlayışı ile çalışkanlığın ağır bastığı ofansif orta saha tanımına ise Belhanda daha iyi bir örnektir.

 

10’lar

Bir Trequartista ülkemize farklı seviyeler getirdi ve futbolumuzun gelişiminde katkıda bulundu. Bu Trequartista Hagi’den başkası değildi. Diğer Trequartista ise ligimizde kırılmadık rekor bırakmadı. Bu da Alex’ti. Her ne kadar hızlı tempo ve akıcı oyun kavramı son dönemlerde iyice moda olsa da biz her daim bu “serseri” oyuncuları özleyeceğiz bence.

 

Yazan: Eyüp Kök

Kategori
DÜNYA KUPASIİZ BIRAKANLAR

BENZER